Güzel bir filmi sizlerle paylaşmak istiyorum. Orijinal adı Into The Wild. Türkçeye ise Özgürlük Yolu olarak çevrilmiş.

İnto The Wild, 2007 yılında ABD’de vizyona girmiş.

“En iyi kurgu” ve “en iyi erkek oyuncu” dallarında ise Oscar’a aday gösterilmiş.

Yönetmenliğini Sean Penn’in yaptığı filmin oyuncu kadrosunda Emile Hirsch, William Hurt, Kristen Stewart, Vince Vaughn, Jena Malone gibi isimler bulunuyor.

 

Into The Wild – Özgürlük Yolu Fragman

 

Filmin konusunun nasıl şekilleneceğini, baş karakterimiz Christopher McCandless’in anne ve babasına hitaben söylediği şu sözler bize daha iyi anlatacaktır:

“Onları mezun oldukları üniversitelerin kapısında dururken görüyorum. Babam, okulun girişindeki kubbenin hemen altında. Dolaştığını görebiliyorum. Başının arkasında duran kırmızı tuğlalar kan dolu tablalar gibi parıldıyor. Annemi elinde birkaç kitapla görüyorum. Küçük tuğlalardan örülmüş duvarın hemen yanındaki hala açık duran demir parmaklıkların önünde duruyor. Sivri uçlar havaya doğru gardını almış. Mezun olmak üzereler ve de evlenmek üzereler. Çocukları, aptallıkları ama tek bildikleri masum oldukları. Daha önce hiç kimseyi duymamışlar. Yanlarına gidip ‘Durun!’ demek istiyorum. ‘Sakın yapmayın! Bu kadın yanlış kadın. Bu adam yanlış adam. İleride, şimdi hayal bile edemeyeceğiniz şeyler yapacaksınız. Çocuklarınıza kötü şeyler yapacaksınız. Daha önce hiç duymadığınız kadar acı çekeceksiniz. Hatta ölmek isteyeceksiniz.’ Onların çocukları olarak yanlarına gidip bunları söylemek istiyorum. Ama bunu yapamam. Ben yaşamak istiyorum. Onları birer kağıt erkek ve kız bebekleri olarak görüyoruz ve ayrılmasınlar diye popolarından birbirlerine bağlıyoruz. Sanki bu, onlara bağırılmasını önlüyor. Ben derim ki ‘Ne yaparsanız yapın.’ Ve ben bunu söyleyeceğim.” [1]

into-the-wild-ozgurluk

Christopher McCandless’i; içinde bulunduğu hayattan sıkılmışlığı, babasına olan öfkesi, insanların marka, kariyer, para gibi düşkünlüğü insanlardan kaçmaya iter. Ani bir karar alarak banka hesabındaki parasını hayır kurumuna bağışlar. Kimliğini, kredi kartlarını yakar ve cebinde az bir parayla, kimseye, çok sevdiği kardeşine bile haber vermeden Alaska’ya doğru yola çıkar. Çıktığı bu yolda arabasını bile yol kenarında terk eder, cebine koyduğu son paraları da yakar. Artık eski hayatı geride kalmıştır. Vahşi doğanın içinde özgürlüğü ve mutluluğu aramaya çıkar. Kaçtığı diğer insanların aksine tabiatın kendisine verdikleri ile yetinmeyi öğrenir.

 

into-the-wild-karavan

Filmin sonunlarında ise “Mutluluk sadece paylaşıldığında gerçektir” diyerek arayıp bulduğu şeyi dramatik olarak bize anlatır. – Bu sahne çok etkilendiğim sahnelerden birisi -

Bu film yalnızca Christopher McCandless’in başından geçenlerin anlatıldığı macera filmi değildir. Bence film başlı başına bir drama filmidir. Filmde baba – oğul ilişkisi, aile içi çatışma, kahramanımızın kendisi ile hesaplaşması gibi konular da bol bol işlenmiştir. Hatta ailenin bu durumu Christopher McCandless’in bu çılgın seyahatine sebep olmuş diyebiliriz.

Film izlemeye değer bir film. İzledikten sonra yorumlarınızı bekliyorum.

into-the-wild-son-sahne